İntihara Depresyon ve Bipolar Bozukluk Perspektifinden Bakış.. Uzm. Psikolog Halil SAĞAT

İntihara Depresyon ve Bipolar Bozukluk Perspektifinden Bakış..

 

İntihar oranlarının özellikle memleketimiz olan Denizli de son günlerde artmış olması Denizli de doğmuş büyümüş biri olarak hem beni üzüyor .Aynı zamanda bir psikolog olarak da düşündürüyor. Daha geçtiğimiz günler de bir kişinin kendisini ağaca asması zihnimizden çıkmamışken ,farklı intiharlarla da karşılaşmamız akıllara şu soru işaretlerini getiriyor. Niçin ? Aslına bakıldığında bunun için pek çok sebep sayabiliriz.İşleri kötüleşiyordu ,boğazına kadar borca girmişti diyebiliriz.Eşi ile ilgili problemleri vardı diyebiliriz. Aile üyelerinden birini kaybetti diyebiliriz.Hiç mutlu değildi depresyondaydı diyebiliriz.

 

Ancak görünen sebebi her ne olursa olsun.Psikiyatrik rahatsızlık ile intihar riski artmaktadır.Depresyon ve Bipolar bozukluk bunlardan sadece bir kaçıdır.

 

İntihar edecek kişi hem karşısındaki kişilere söyledikleriyle hemde beden dili ile intihar tehlikesi olduğunu gösterir. 

“Hayat çok anlamsız”

“Çok daralıyorum ölsem de kurtulsam..”

“Daha ne kadar bu hayata katlanabileceğimi bilmiyorum..”

“Çok mutsuzum..”

“Kendimi öldürebilecek gücüm olsa bir dakika durmayacağım” v.b gibi cümlelerle 

bir tehlikenin yakınlaştığını bize gösterebilir. 

 

Depresif kişilerin beden dili ve genel görünümlerine bakıldığında hareketlerinin yavaşladığı , durgun bir duruşlarının olduğu, baş öne eğik ,omuzlar çökük bir postüre sahip oldukları görülür.Bunlarla beraber alın ve yüz çizgilerinin belirgindir.Üzüntülü,kederli, sıkıntılı,tedirgin bir yüz görünümüne sahiptirler.İlişki kurmakta güçlük çekerler.Konuşmaları gereken durumlarda ise alçak ses tonuyla ve yavaş ritimde konuşurlar.Depresyon hastalarında psikomotor etkinliklerde yavaşlama ve durgunluk olabildiği gibi bazılarında ise ajitasyon/artma şeklinde ortaya çıkmaktadır.Psikomotor ajitasyona sahip bu kişiler oturdukları yerde süreğen ve sabit bir şekilde oturamazlar, sürekli kımıldanır dururlar.Cep telefonuyla ,elleriyle veya ellerindeki bir obje ile oynayabilir ayaklarını sürekli oynatabilirler.Bu psikomotor ajitasyon ,bireyin ruhsal sıkıntısının dışa yansımasıdır.

 

Ancak asıl sorulması gereken soru şudur , dünya üzerinde milyonlarca hayatında problem olan kişi olmasına rağmen bu kişiler diğerlerine göre  niçin daha güçsüzler.Nasıl oluyor da intiharı düşünebildikleri gibi aynı zaman da eyleme geçiyorlar.

 

 

Gün içerisindeki stresör faktörlerin yanı sıra depresyon intihar riskini oluşturan önemli psikolojik rahatsızlıklardan bir tanesidir.Depresyon şu semptomlarla ortaya çıkar.Çökkün bir duygudurum,geçmişte keyif alınan şeylerden keyif almama , kilo almaya veya vermeye çalışmıyorken eskiye göre aşırı yemek yeme veya az yemek yeme ,uyku düzeninde bozulma çok az uyuma veya saatlerce uyuduktan sonra dahi kendisini dinlenememiş hissetme, kişinin yaptığı işe odaklanamaması , kendisini değersiz bir işe yaramayan ,hiç bir konuda başarılı olamayan biri gibi hissetmesi semptomları ile kendini gösterebilir.Bunların yanı sıra kişi artık hayatın anlamsız olduğu,kendisinin bu hayatta yaşamasının bir gereği olmadığı,zaten bir işe yaramadığı ,kendisinin değersiz olduğu gibi bir takım düşünceler içerisinde olabilir. 

 

Depresyon kişinin hayatını her anlamda etkiler.Düşünce akışında belirgin bir azalma ve yavaşlama söz konusu olur.Düşünce içeriğinde ise kendine ,geleceğe ve dünya ya karşı olumsuz bakış açısı ,çaresiz umutsuz karamsar,suçluluk ve günahkarlık düşünceleri olur.Depresyon hastalarının 2/3 ‘ünde ölüm düşünceleri görülebilir.Bunların yanısıra bedensel yakınmalarda depresyon hastasında görülebilmektedir.Öyle ağır bunaltı yukarıda ki düşüncelere eşlik edebilir ki kişi bu bunaltılardan tek kurtulma yolunun intihar olduğunu düşünebilir.Bu yüzden depresyon hastaları her daim intihar riski ile karşı karşıyadırlar.

 

 

Depresyon hastalarının intihar riski her daim hem sosyal çevresi hem de ailesi tarafından ciddiye alınmalıdır.Araştırmalar intiharı bir kere denemiş kişilerin bir daha deneme ihtimalinin çok yüksek olduğunu göstermektedir.Bu sebeple ilkinden önce de bunun önlemi alınmalıdır.Kişi yukarıda ifade edilen depresyon belirtileri gösteriyorsa psikoterapi ve gerekli görülmesi durumunda ilaç desteği almalıdır.Kişiyi ,eğer depresyonu sekonder kazanca bağlı değil ise yalnız bırakmamak gerekmektedir.Onunla vakit geçirmeli ve insanlarla ilişki kurabilmesi için desteklenmelidir.Kişinin içinde bulunduğu değersizlik ve işe yaramazlık düşüncesinden çıkabilmesi için bir iş ile meşgul olması sağlanmalıdır.Konuşabileceği ,paylaşımda bulunabileceği biri hayatında olmalıdır.Bireyin kendisini eve hapsetmesine izin verilmemelidir.Onu dışarıya çıkması ve sosyalleşmesi bir takım etkinlik ve faaliyetlerde bulunması  konusunda motive etmek gerekmektedir.

 

 

Depresyonun yanı sıra intihara yol açabilen bir diğer psikiyatrik rahatsızlık da bipolar bozukluktur.Bipolar bozukluk iki uçlu mizaç bozukluğu olarak yada duygu durum bozukluğu olarak da adlandırılmaktadır.Bu rahatsızlığın iki önemli evresi vardır.Bu evreler manik evre ve depresif evre olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 

 

Manik evre de kişi kendisini canlı,aşırı neşeli,düşünce ,konuşma ve hareketlerde hızlanmış, üretken ,her işi başarabilecek güçte, güçlü ,yakışıklı/güzel veya enerjik hisseder.Az uykuya rağmen hareketlerinin hızında aşırı düzeyde bir artış olur ve yoğun bir enerji patlaması gözlemlenebilir. Diğerlerinin yetişemeyeceği kadar hızlı konuşur.Düşüncede hızlanma olur.Zihinde düşünceleri hızla akmaya başlar.Dikkati çabuk dağılır bir işe konsantre olamaz.Kendine güveni aşırı derecede artar.Kendini güçlü ,önemli ve diğerlerinden üstün görür.Fazla para harcama,hediyeler alma ,kumar oynama ,cinsel aktivitede artış,tehlikeli sporlarla ilgilenme,aşırı hızlı araba kullanma ,aşırı mesai harcayarak iş yapma gibi davranış değişikleri görülür.

 

Depresif dönemde ise depresyondaki belirtilere benzer semptomlar görülür.Düşünce,konuşma ve hareketlerde yavaşlama, değersizlik hisleri,isteksiz ,karamsar bir duygu durum hakimdir.belirtiler en az iki hafta sürmeli ve hemen hemen her gün ,gün boyu sürmesi ve kişinin ilişkilerini ve işlevlerini bozması gerekmektedir.Kendine güvende eksiklik ,suçluluk duyguları ,alınganlık,kararsızlık ,dikkat dağınıklığı gibi belirtiler görülür.Davranış alanında ise uyku bozukluğu iştah değişikliği mani döneminin tam aksine enerji azlığı,günlük ilişkileri sürdürmede zorluk ve içe kapanma görülür.

 

 

Bir diğer dönem ise hipomani dönemidir.Bu dönem maninin daha hafif formudur. Hipomanik dönemde kişi aşırı keyiflidir,her zamankinden daha iyi hisseder,üretkendir.Belirtiler çevre tarafından gözlenebilir olmasına rağmen manide olduğu kadar hayatı güçleştirmez.Kişi genellikle bu durumdan hoşnuttur artık iyileştiğini düşünebilir ve ilaçlarını kesebilir.Ancak bu dönemden sonra birden mani dönemi veya depresif dönem gelişebilir.Bu durumda kişide intihar riski söz konusu olabilir.

Manik dönemde kişi kendisini aşırı enerjik hissettiği için çok hızlı kullanılan araba ile kaza yapabilir.Kullanılan aşırı uyuşturu ile ölümüne sebebiyet verebilir.Depresif dönemde ise kişi artık hayata karşı bir gücünün olmadığını düşünerek intihar edebilir.Veya her iki dönem arasındaki geçişlere dayanamayan bir bipolar hastası intihara teşebbüs edebilir.Bu yüzden bipolar rahatsızlıklara sahip kişiler zaman geçirmeden mani ve depresif dönemleri daha rahat atlatabilmeleri üzerine gerekli olan ilaç desteğini almadırlar.Hasta yakını ilaç desteği veren psikiyatrist ve psikoterapi desteği veren psikolog ile işbirliği içinde olmalıdır.Bipolar rahatsızlığa sahip kişi uyku düzenine dikkat etmelidir.Alkol ve madde kullanımından uzak durmalıdır.Hastaya bipolar hakkında detaylı bilgi verilmeli ,duygu durumunu gözlemlemesi sağlanarak manik ve depresif dönemlerde ki intihar riskine dikkat çekilmelidir.

 

Özet olarak depresyon ve bipolar gibi psikiyatrik rahatsızlıklar kişinin intihar etmesinde büyük öneme sahiptir.Bu yüzden kişinin hayatındaki bir takım değişikler gözden kaçırılmamalı ve intihar riski taşıyan kişilerin geciktirilmeden psikoterapi ve ilaç desteği almaları sağlanmalıdır.

 

 

 

Uzm. Psikolog Halil  SAĞAT

Neyir Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi 2020 | Tüm Hakları Saklıdır.
Web Tasarım ve Programlama : Medumax