Bir yeme bozukuğu Anoraksiya Nevroza Uzm. Psikolog Halil SAĞAT

Anoraksiya Nevroza Amerikan Psikiyatri birliğinin Dsm-V isimli psikiyatrik tanı kitabının içerisinde beslenme ve yeme bozuklukları başlığı altında bulunan bir yeme bozukluğudur. Anorektik birey kullanılan herhangi bir ilaca veya organik bir probleme bağlı olmaksızın iştah kaybı ve yemeğe karşı ilgisizlik hisseder. Anoraksiya nevroza tanısı almış bireyler normal kilo sınırlarında olmalarına rağmen şişmanlamaktan ve kilo almaktan aşırı derece de korkarlar. Bu yüzden kilo alabilecekleri herhangi bir durumdan kaçınmaya çalışırlar. Yeterince beslenmelerine özen göstermezler. Kişinin kendi vücut ağırlığını algılaması zayıf ve çarpıktır. Kendi yaş ve cinsiyet grubunda ki kişilere oranla daha zayıftırlar. Bu zayıflık onun için yeterli olmadığı için de sürekli beden ağırlığı ve beden biçimine yersiz bir önem yükler. Yeme bozukluğunun oluşumunda psikolojik , biyolojik faktörlerin yanı sıra sosyo kültürel faktörler de etmendir.

 

Dünya üzerinde bir çok farklı psikoterapi ekolü vardır.Bu terapi ekolleri kendi kurmuş oldukları kuramların üzerinden hastalıkların nedenleri üzerinde yorum yaparlar. Anoraksiya Nevroza problemi yaşayan bireylerin yeme bozukluğu nedenlerini psikodinamik psikoterapi temelli terapi ekolleri ile açıklamak yerinde olacaktır. Buna göre çocuğun ilk doğduğu andan itibaren olan bir takım fizyolojik ihtiyaçları vardır.Bu ihtiyaçlar kimi zaman çocuğun gazının alınması ,kimi zaman karnı acıktığında doyurulması ya da uyutulması olarak özetlenebilir.Ancak bebeğin ilk yıllarında verilen bu fizyolojik bakım onun sağlıklı bir psikolojik alt yapısının oluşabilmesi için yeterli değildir. Bunun için çocuğun duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması gerekmektedir. Her çocuk dünya ya gözlerini ilk açtığı andan itibaren özel, özerk ,biricik ve sevilen değer verilen önemsenen bir birey olduğunun hissettirilmesini ister. Eğer ki bu istekler aile tarafından karşılanmaz göz ardı edilirse bu eksiklik bireyin hayatının her alanında karşısına çıkacak problemler zincirinin oluşmasına sebep olacaktır. Anoraksiyanın sebeplerinden bir tanesini anne veya anne ikamesi yerine geçen kişinin karşısında yeme içme gibi bazı fizyolojik ihtiyaçlarını erteleyerek annenin onayını alma arzusu oluşturmaktadır. O bilinç dışı düzlem de hissedilmek istenen sevgi ve değeri alabilmek için kişi yeme davranışından uzak durabilmektedir. Yeterki sevilebilsin yeterki karşısında ki kişi onu değerli görebilsin.

 

Annenin çocuğun ihtiyaçlarını görmemesi ve onu aynalamaması karşısında çocuk kendi açgözlülüğüne karşı yemeyerek bilinç dışı düzeyde bir savunma mekanizması geliştirir. Bu mekanizma onun yemesini engellediği gibi kişinin beden algısında da bir çarpıklığın oluşmasına sebep olur. 

 

Çocuğun ihtiyaçlarını görmezden gelen ve yok sayan ebeveyni kontrol altına alabilmek ve onlara kendisi ile ilgilenmesini de bu yeme bozukluğu ile sağlar. Anoraktik birey seconder kazanç sağlamış olduğu bu durumdan görünürde memnun olmamasına rağmen bilinç dışı olarak annenin veya anne ikamelerinin kendisi ile ilgilenilmesinden memnun olduğu için yeme bozukluğunun tedavisi konusunda bilinç dışı düzeyde ayak direyebilmektedir.

 

Yaşanılan bir takım travmatik süreçlerden kaynaklı olarak bedenin gelişmeyi durdurarak yetişkin ve kadın olmanın engellenmesi amacıyla geliştirilmiş bir savunma mekanizması olarakta ortaya çıkabilmektedir.

 

Kimi bireylerin ise ilk çocukluk anıları aile tarafından aşırı bir beklenti üzerine kurulmuş olabilir. Ailelerin ayrılma bireyleşmeyi engelleyen bu davranışları karşısında bireyler kendi gerçek kendiliklerini oluşturamazlar. Bu çocuklara kendilik aktivasyonu yaparak , gerçek kendilikleriyle hareket etmeyi yasaklayarak hep bir baskı altında tutarlar. Bu sebeple çocuk anneden veya anne ikamesi yerine geçen kişiden ayrışamadığı durumlar da kendiliği üzerinde ki kontrol bedeni üzerine kayar. Bu sebeple istemediği bir şekilde yeme davranışına karşı koyarak yeme bozukluğunun oluşmasına sebep olunur.

 

Son olarak psikolojik sebeplere sosyal öğrenmeleri de eklemek gerekmektedir. Özellikle son yıllar da artış gösteren anoraksiya nevroza probleminin artmasında medya veya sosyal medyanın büyük bir rolü olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Artık 38 bedenin dahi kilolu olarak adlandırılıp sıfır bedene olan ilginin medya tarafından özendiriliyor olması yeme bozukluğunun oluşmasında ki etkenlerden bir tanesidir.Bununla beraber sosyal öğrenmeye kişinin kendisi için değerli olanların zayıflığı çok önemli bir durum olarak kabul etmesi altta yatan sebeplerden bir diğeri olarak sıralanabilir. 

 

Anoraksiya nevrozanın psikolojik nedenlerinden söz ettikten sonra tedavi sürecinden de söz etmek gerekmektedir. İlk etapta kişinin detaylı anamnezi alınır. Yeme bozukluğu ne zaman başladı. Hangi sebeple başladı. Tetiklenen durumların ve azalmaların olduğu durumların ne olduğu detaylandırılır. Aile öyküsü ,geçmiş öyküsü , varsa travmatik süreçler ele alınır. Devam eden süreçler de “Anoraksiya Nevroza” tanısı koyuldu ise bu durum ile ilgili psikoeğitim verilir.Gerekirse Hipnoanaliz yöntemide işin içine dahil edilir. Anoraksiya Nevroza nın tedavi sürecinde özellikle psikodinamik psikoterapi ekolleri problemin semptomuyla ilgilenmez. Yani kişiye ilk amaç olarak eski yeme alışkanlığına kavuşması için bir tedavi formülasyonu oluşturmaz. Kişinin yeme bozukluğunun oluşmasında etken olan nesne ilişkilerinin , aynalanma eksikliklerinin  , savunma mekanizmalarının bulunması üzerine bir tedavi programı oluşturulur. Özellikle bilinç dışı süreçlerin anoraksiya nevroza sorununa yol açtığı hipotezi ile problemin tedavisi hedeflenmektedir. 

 

Bazı durumlar da yeme bozukluğu tanımlaması altında olan Anoraksiya Nevroza ile Bulumia Nevroza birbirlerine karıştırılabilmektedir. Bu ikisinin ayırdımından da söz etmekte yarar vardır. Anoraksiya nevroza da kişinin beden algısı bozulmuşken çok zayıf olmasına rağmen kendisini kilolu görerek yemekten kendini uzak tutmaktadır. Ancak Bulumia nevroza da ise kişi tıkanırcasına yer ve ardından pişman olarak kendisini kusturur. Buna göre bulumik kişiler yediklerini içtiklerini içlerinde tutamazla bu yüzden yememeye çalışırlar. Kişinin hem anoraksik hem de blumik belirtiler gösterdiğinde ayırıcı tanı kişinin kilosudur. Kilo kaybı çoksa anoraksiya nevroza tanısı alır.Anoreksiklerin yaklaşık % 40-50 sinde blumia nevroza da görülür.

Neyir Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi 2020 | Tüm Hakları Saklıdır.
Web Tasarım ve Programlama : Medumax